Bu Blogda Ara

1 Mart 2017 Çarşamba

Devrimci Platformda Ortak Mücadele ve Birlik için Acil Çağrı





Devrimci Platformda Ortak Mücadele ve Birlik için Acil Çağrı




Tüm Gerçek Devrimcilere, Devrimci Bir Dünya Partisi’nin Oluşumunu İlerletmek Amacıyla Ekim Devriminin 100. Yılında Uluslararası Bir Konferans Toplanması İçin Açık Mektup

Enternasyonal Devrimci Komünist Eğilim (RCIT/EDKE) Tarafından Çıkarılmıştır, 09.01.2017, www.thecommunists.net






Yoldaşlar, Kardeşler! Bu tüm gerçek devrimcilerin birleşmesi için acil bir çağrıdır. Birleşelim, böylelikle saldırgan gerici yöneten sınıfa karşı mücadeleci bir liderliğin inşasını ilerletelim. EDKE(RCIT) mevcut dönemde bu görevi en önemli görev sayıyor ve dünyanın çapındaki tüm ülkelerdeki devrimcilerin adanmışlığına ve ciddiyetine gereksinim duyuyor.

Şimdi bu görev hakkında direkt olarak konuşalım. ABD ve Rusya’nın Orta Doğu ve Afrika’da sözde “terörle savaşına” sempati duyanlar, Esad’ın Şam’ı katilce alışına “galibiyet” diyenler, Mısır askeri diktatörlüğünün muhaliflerine karşı uyguladığı baskıları hoş görenler, Çipras ve SYRIZA liderliğindeki Yunanistan’ın Ab memorandumunu uygulamasını “gerçekçi” bir politika olarak görüp onları övenler; sizlere önerimiz, bu çağrımızı okumaya devam etmeyin. Çünkü sizin için sadece vakit kaybı olacaktır.

Fakat aranızda Batı ve Doğudaki bütün büyük güçlerin saldırılarına karşı savaşta karalı olanlar; işçi ve ezilenleri emperyalistler ve onların yerel uşaklarına karşı savunmaya hazır olanlar; işçi hareketleri içinde, sınıfımızın direnişini boğmaya çalışan burjuvaziye karşı savaşmaya hazır olanlar; size şunu söylüyoruz: önerimizi dikkatlice değerlendirin ve gelin güçlerimizi kapitalizm ve emperyalizme karşı direnişi yürütecek ve dünya çapında sosyalist devrim getirecek bir Devrimci Dünya Partisi için şimdi birleştirelim.

2017 Bolşevik Parti tarafından yönlendirilen işçi ve köylülerin güce geldiği modern tarihteki en önemli olay olan Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümüdür. Bununla birlikte bu yıldönümü bize 1917’ye tezat teşkil edecek şekilde bugün Bolşevik Parti gibi bir partinin olmayışını da hatırlatıyor.

Biz tüm gerçek devrimcileri birleşmeleri için çağırıyoruz çünkü bugün esas problem mücadele veyahut işçilerin ve ezilenlerin direnişi olmayışı değildir. EDKE/RCIT’nin en son çıkardığı World Perspective belgesinde de bahsettiği üzere kapitalist sistem çürümektedir ve sistemin politik, askeri, ekonomik çelişkileri hızlanmaktadır. Emperyalist sistemin derin krizi sıklıkla kitle mücadelelerini ve devrimleri kışkırtmaktadır. Buradaki esas nokta ise devrimci liderliğin olmayışı ve dolayısıyla halk örgütlerinin ve işçilerin Stalinistlerin, sosyal demokratların, Castro-Çavezcilerin, küçük burjuva popülistlerin veya İslamcı hareketlerin egemenliği altında oluşudur. Bununla birlikte bu yanlış önderlikler ya çok yozlaşmış ve halk mücadelesini makam veya imtiyazlar karşılığında satıyorlar ya da dürüst ve adanmışlar ancak bireysel kahramanlığı da harmanlayarak, kitlesel seferberlik ve devrim örgütlenmesini kendi kendini engelleyen bir elitist ve militarist anlayışla değiştiren strateji kuruyorlar. İkincisinin daha dürüst bir versiyon olduğunu söyleyebiliriz ancak yine de çıkmaz bir stratejidir.

Sonuç olarak, kapitalizmin çürümesi, işçi sınıfı ve ezilenlerin geleneksel kitle örgütlerinin derin kriziyle yakından bağlantılıdır. İşçilere ve ezilenlere gerçeği söylemeliyiz ki: devrimci olmayan bu tür güçler tarafından yönlendirilmeye devam ettikleri müddet, mücadeleleri bir çıkmazla veya tamamen karşı devrimle son bulmaya mahkumdur.

Bundan çıkarılacak sonuç kitlelerin kibirli anlatımı ve mücadelelerinden pasif kaçınılması değildir. Bu gibi çıkarımlara sadece bağnazlar ve hainler başvurabilir. Birisi ancak kardeşlerimizin yöneticilere karşı tekrar tekrar katıldığı gibi sınıf savaşlarına aktif olarak katılırsa o zaman devrimci olarak hareket edebilir. Halk mücadelelerine bu şekilde katılmak önemlidir, hele ki kitlelerin önderliği devrimci değilse daha da önemlidir. Yanlış liderliklere sürekli meydan okumak oldukça önemlidir; bu meydan okumalar yalnızca kitlesel mücadelenin içinden yapılabilir, asla dışarıdan yapılamaz.

Gerçek devrimciler halk mücadelelerine bu tür aktif katılımları devrimci taktik ve sloganlar için acımasız propaganda ve galeyanla, yanlış önderliklere ve bürokratlara karşı sürekli politik savaşla, devrimci partide yorulmak nedir bilmeden en militan ve en bilinçli işçileri yahut ezilenleri organize etme gayretiyle (Veya ilk adım olarak bir parti öncesi çekirdeği) birleştirmelidir.

Kapitalizmin politik, ekonomik ve askeri yapısı her zaman uluslararasıdır ve zorunlu olarak küresel işler, bundan ötürü de işçi sınıfının organizasyonu ve mücadelesi de sadece uluslararası olabilir. Bir devrimci parti kurmak için yapılan her türlü sınırlı, salt ulusal çaba hem siyasi hem de örgütsel olarak yozlaşmaya mahkumdur. Gerçek Marksistler Devrimci Dünya Partisi kurmak için yorulmadan çalışmalıdırlar aksi durum ise ana görevlerinde başarısız olduklarını söyler!

İlk dört Enternasyonel’e ve Marks, Engels, Lenin, Luxemburg ve Troçki’nin öğretilerine dayanan yeni bir Devrimci Dünya Partisi tek bir hamle ile kurulamaz. Böyle bir Enternasyonal, işçilerin ve ezilenlerin mücadelelerinde test edilmelidir. Bununla birlikte, şu anki boyutundan bağımsız olarak, bir dünya partisi için çekirdeğin örgütlenmesi başlayabilir ve hatta derhal başlatılmalıdır. Başkalarının bu işi yapmasını beklemek pasif ve alaycı bir tutumdur, sadece müdahale etmek ve ulusal ölçekte olduğu kadar uluslararası ölçekte de toplu halde hareket etmek devrimciye layıktır.

Acilen bütün gerçek devrimcileri, Devrimci Dünya Partisinin kuruluşu ilerletmek ve sınıf mücadelesini tartışmak için somut bir platform kurmaları için derhal bir araya gelmeye çağırıyoruz. Bu doğrultuda somut bir ilk adım olarak EDKE/RCIT olarak, ilgilenen kişilerle birlikte Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümü olan 2017’de uluslararası bir konferans düzenliyoruz. Bu konferans Devrimci Dünya Partisinin kurulmasına yönelik olan ortak bir çalışmanın temelini oluşturacaktır.

Uluslararası devrimcilerin örgütlenmesi için böyle ortak bir girişim için bir araya gelmek, yalnızca dünyada mevcut sınıf mücadelesinin kilit siyasi sorunlarına ilişkin anlaşmalara dayanarak mümkün olabilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi; World Perspective belgesinde, EDKE/RCIT aşağıdaki konuları şu anki politik duruma ait birkaç temel taşları olarak görüyor:

a)            Emperyalist büyük güçler (ABD, AB, Rusya, Çin ve Japonya) arasındaki yükselen rekabeti tanımak. Eğer, kapitalist krizin mevut dönemde itici dinamiklerini anlamak ve doğru bir yer edinilmek istenirse bunu yapmanın yolu; sadece ABD, AB ve Japonya’nın değil, ortaya yeni güçler olarak çıkan Rusya ve Çin’in de emperyalist karakterinin tanınmasıdır. Bu konuda doğru bir programa ulaşmanın, devrimci bozgunculuk(revolutionary defeatism)yani tüm emperyalist güçlere karşı tutarlı bir mücadele perspektifine ulaşmanın yolu ancak budur. Bu devrimcilerin “Esas düşman yurdumuzda” sloganıyla emperyalistler arasındaki çatışmalardaki herhangi bir büyük gücü desteklemeyi reddettiği anlamına gelir.

b)            Emperyalizme karşı tutarlı bir mücadele. Devrimciler emperyalist devletlere karşı ezilenleri temsil eden güçlerin bu devletlere karşı olan çatışmalarının ve zaferlerinin, ezilenlerin devrimci olmayan önderliklerine (küçük burjuvacılar, İslamcılar, milliyetçiler) karşı herhangi politik destek vermeden, yanındadırlar. Hem emperyalist güçlerin içindeki (örnek olarak Rusya’daki Çeçenler) hem de dışındaki savaşlarda (örnek olarak Afganistan, Suriye, Mali, Somali) bu durum geçerlidir. Aynı şekilde, devrimciler, emperyalist ülkelerde sınırların açılması, azınlıklar ve göçmenler için tam eşitlik için mücadele etmek zorundadırlar. Dahası, devrimciler herhangi bir çatışmada iki emperyalist kamptan herhangi birine destek vermeyi reddetmelidirler. (Örneğin Brexit vs Ab, Clinton vs Trump)

c)            Arap Baharına sürekli destek. Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Yemen ve diğer ülkelerdeki kitlesel halk ayaklanmaları, 2008’deki yeni tarihsel dönemin başlangıcından itibaren şimdiye kadarki en önemli ve ilerici sınıf mücadelesi girişimi olmuştur. Devrimci bir liderlik eksikliği göz önüne alındığında, kitleler, Temmuz 2013’de Mısır’daki General Sisi darbesi ya da Suriye halkının Esad ve onun dış destekçileriyle beraber yapageldiği katliamlar gibi birçok korkunç yenilgilere uğradılar. Bununla birlikte devrimci süreç hala devam ediyor ve bu süreç Suriye, Yemen, Mısır, Fas gibi devam eden halk direnişlerine e yansıyor. Gerçek devrimci güçler diktatörlüklere ve gerici güçlere karşı bu halk mücadelelerine koşulsuz destek vermeli fakat yine bunların devrimci olmayan önderliklerine politik destek vermeden.

d)            Demokratik haklara yönelik gerici saldırılara ve kemer sıkma politikalarına karşı olan halk hareketlerine katılım. Devrimciler, devrimci olmayan liderliklerinin bahaneleriyle kitlesel mücadelelere katılmayı reddeden her türlü tarikatçı yaklaşıma karşı çıkarlar. Bunun yerine reformist veya popülist güçler tarafından yönlendirilen köylü ve işçilerin kemer sıkma politikalarına (örneğin, sendikalar, köylü ve kentli yoksulların toplu örgütleri, ayrıca Meksika’daki MORENO, Yunanistan’daki 2015’den önceki SYRIZA, İspanya’daki PODEMOS gibi siyasi partiler) veya anti demokratik darbelere, diktatörlüklere (PT, CUT, Brezilya’daki MST, Mısır’da İslamcılar, Suriye’deki isyancılar) karşı mücadelelerine birleşik cephe taktiklerini uygularlar. Böyle bir yönelim, her türlü popüler-faşizm ve küçük burjuva popülizmine karşı tutarlı bir mücadele ile birleştirilmeli ve işçilerin, köylülerin devrimci olmayan liderliklerinden koparılarak bağımsız ve devrimci bir İşçi Partisi kurmasına önayak olmalıdır.

Bununla birlikte, bu hususlar üzerine anlaşma ancak yoğun bir ortak tartışma ve ortak eylemler aşamasına başlangıç noktası olabilir. Katılan örgütler arasında çekişmeli ve hatta sert tartışmalar çıkarabilecek bir ortak Marksist teori anlayışı ve programı geliştirmek önemlidir. Böyle ortak bir programatik anlayış pratikte ortak faaliyetlerle test edilmelidir.

Dolayısıyla, yeni bir Devrimci Dünya Partisi kurulmasına yönelik olarak dürüstçe çaba sarf eden tüm örgütleri, bu programatik kalıplar temelinde güçlerini birleştirmeye davet ediyoruz. Somut olarak EDKE/RCIT, devrimcilerin böyle bir bakış açısı ile genel olarak hemfikir olan tüm güçlerin bir Ortak İletişim Komitesi oluşturmasını önermektedir. Böyle bir komitenin görevi, 2017’de siyasi ve örgütsel olarak bir Uluslararası Konferans hazırlamak olacaktır. Böyle bir konferansın amacı, Devrimci Dünya Partisinin oluşumunu ilerletmek için somut adımları tartışmak olacaktır.

EDKE/RCIT, devrimci militanlar arasında tartışma konusundaki temel belgeleriyle – özellikle yakın tarihte benimsenen Manifestosuyla- katkıda bulunuyor. Bununla birlikte, diğer kuruluşlardan gelen belgeleri incelemeye ve tartışmaya da eşit derecede hazırdır. Gerçek devrimcilerin bu belgeler temelinde Devrimci Dünya Partisinin kurulmasına yönelik ortak bir çalışma platformu hazırlayabileceklerine inanıyoruz.

Farklı geleneklerden ve deneyimlerden gelen kuvvetlerle ortak bir uluslararası organizasyon yaratmanın her zaman kolay olmadığını biliyoruz. Devrimciler çekişmeli tartışmalardan ve sınıf mücadelesinde farklı bir konumun test edilmesi gerekliliğinden korkmamalıdır. Farklılıklara karşı ciddi bir tutum – yani onları diplomatik olarak gizlemek yerine açıkça tartışmak- onları aşmanın dürüst ve verimli bir yoludur.

Aynı şekilde, birbirinden öğrenmek ve sistematik olarak daha yakınlaşmak için önceden ara aşamaları geçmenin gerekli olduğu durumu söz konusudur. Fakat şimdi bu tür bir süreci birlikte başlatmamız vazgeçilmezdir!

Yoldaşlar, toplu olarak Bolşeviklerin programatik ve organizasyonel derslerine dayanarak, toplu bir biçimde hareket edersek, ancak öyle 1917’de sosyalist Ekim Devrimi’nin mirasını onurlandırabiliriz. Kuşağımızın tarihsel göreviyle; ciddi bir kararlılıkla mücadele etmek için, kurtuluş mücadelesinde işçi sınıfının en önemli aracı olarak Devrimci Dünya Partisinin kurulması için güçlerimizi birleştirelim. Zaman ve enerji kaybetmeyelim. ŞİMDİ, BİRLİKTE İLERİYE GİDELİM!

Sosyalizm yoksa gelecek yok!

Devrim yoksa sosyalizm yok!

Devrimci parti yoksa devrim yok!



Bu açık mektubun genel görüşlerini paylaşan örgütleri ve aktivistleri, bizimle görüşmelerini ve fikirlerini, eleştirilerini bize göndermelerini isteriz ki böylece ortak tartışmalara ve işbirliğine yönelik somut adımları tartışalım: rcit@thecommunists.net











25 Ocak 2017 Çarşamba

GELECEĞİMİZ VE HAKLARIMIZ İÇİN BAŞKANLIĞA HAYIR METAL İŞÇİLERİNİN AÇTIĞI YOLDAN DİKTATÖRLÜĞÜ PARÇALAMAK İÇİN İLERİ

GELECEĞİMİZ VE HAKLARIMIZ İÇİN BAŞKANLIĞA HAYIR
METAL İŞÇİLERİNİN AÇTIĞI YOLDAN DİKTATÖRLÜĞÜ PARÇALAMAK İÇİN İLERİ
Birleşik Metal İş üyesi metal işçileri Akp-Erdoğan Diktatörlüğünün Grev yasaklarını Fiili, meşru grevlerle alanlarda parçaladı EMİS patronlarını yenilgiye uğrattı.
Metal işçileri bizlere aslında amacına ve geleceğine sıkı sıkıya bağlı ve geri adım atmayan bir mücadelenin başarısız olmayacağını göstermiş oldu.
Şimdi tüm toplum olarak sıra bizde. Zira adına başkanlık denilen bu yeni faşizmin onaylanması sürecinde geleceğimiz, yaşamlarımız, sermayenin bekçisi olan “biz”den gözüküp yaşamlarımızı Yerli ve yabancı parababalarına peşkeş çeken bir “tek adam” olma sevdalısının iki dudağının arasına bırakılacak.
Yaptıkları yapacaklarının teminatı: 5 liraya varan dolar, yoksulluk, işsizlik, bir günü bir gününü tutmayan tutarsızlıklarla örülü devlet “yönetimi”, patlayan bombalar, parçalanan hayatlar...
evet elbetteki bundan öncesi güllük gülistanlık değildi. Ancak bu daha hızlı bir karanlığın önünü açacak.
Zaten sınırlı olan demokratik haklarımız tamamen ellerimizden alınacak. İşimiz ve geleceğimiz için kaderimiz onların ellerine verilmiş olacak;
İşta buna izin vermeyelim, buna karşı güçlü bir HAYIR çıksın. Sokaklarda, alanlarda tek ses tek yumruk sermayenin diktatörlüğünün elimizden almaya çalıştığı haklarımız için HAYIR diyelim!
Geleceğin, Yaşamın ve Hakların için
Diktatörlüğe, Başkanlığa HAYIR!
Kurtuluş Devrimdedir!
Sınıf Savaşı
25.01.2017

24 Ocak 2017 Salı

GREV HAKKI, EKMEĞİ, ONURU İÇİN DİRENEN METAL İŞÇİLERİNİN YANINDA SAF TUT; SERMAYE VE UŞAKLARINDAN HESAP SOR; DİKTATÖRLÜĞE VE SÖMÜRÜYE HAYIR DE!

GREV HAKKI, EKMEĞİ, ONURU İÇİN DİRENEN METAL İŞÇİLERİNİN YANINDA SAF TUT;
SERMAYE VE UŞAKLARINDAN HESAP SOR;
DİKTATÖRLÜĞE VE SÖMÜRÜYE HAYIR DE!
20 Ocak tarihinde Ohal fırsatı ve “Güvenlik” bahanesiyle hakları ve gelecekleri için Grev kararı alan Disk-Birleşik Metal İş'te örgütlü metal işçilerinin 4 il ve 13 fabrikadaki grevleri 60 gün süreyle yasaklanmıştı.
Sermaye'nin uşağı olduğunu her eylemiyle yeniden ve yeniden gösteren Çakma kabadayı 'diktatör' bozuntusu ve emekçi düşmanı hükümetleri, bu yasakla ekmeği ve onuru için mücadele eden, mücadele etmekten başka çaresi olmayan metal işçilerini susturbileceğini sandı.
Fakat yanılıyorlardı. Yanıldıklarını Birleşik Metal İş sendikası kararı tanımadıklarını ifade ettiği açıklamasıyla gösterdi.
İşte bu Sermaye sınıfına ve onların bekçiliğini yapanlara atılmış büyük bir şamar yapılmalı. Zira diktatörlük heveslisinin “başkanlık” oyununu da dize getirecek olan işçi sınıfının küçücük bir hareketi bile sermaye diktatörlüğünü ürkütmeye yetmiş bulunmakta.
Şimdi görev ekmeği ve geleceği için grev yasaklarını grev ve direnişlerle parçalayan metal işçilerine omuz vermek, destek olmak, sokak sokak dayanışma komitelerini örgütleyip, direnişi büyütmekten geçmektedir.
İşte o zaman “işçi tulumunu giymiş hürriyet” diktatörlüğü ve sömürüyü parçalayıp “ekmek, gül ve hürriyet günleri”ni kurmuş olacaktır.
Sermayeye, AKP'ye Diktatörlüğe ve Başkanlığa Hayır De!
Özgürlük Savaşan İşçilerle Gelecek!
Sınıf Savaşı
23.01.2017

20 Ocak 2017 Cuma

Emekçiler gelecekleri için Grev yasaklarına Sömürü düzenine Sermaye Uşaklarına #HAYIR DİYOR!

Emekçiler gelecekleri için
Grev yasaklarına
Sömürü düzenine
Sermaye Uşaklarına
#HAYIR  
DİYOR!


Akp_Erdoğan diktatörlüğü sermaye sınıfının hizmetinde olduğunu bir kere daha göstermiş oldu.
Ohali esasen milyonlarca işçi-emekçi ve ezilenin yaşamını cehenneme çevirmek için ilan eden sermaye diktatörlüğü Disk Birleşik Metal İş sendikasının 4 il ve 11 fabrikada gerçekleştirdiği grev hareketini "60 gün süreyle" erteledi.
Onlar istiyorlar ki rahatça sömürü ve zulme devam edebilsin, kimsenin sesi çıkmasın.
Zira Erdoğan ne diyordu sermayedarlara muhtarlar toplantısı yaptığı zaman : " Bakın grev mrev, gösteri yok!" .
Şimdi tüm işçi emekçiler,  hak alma eylemlerini keyfiyetle engelleyen sermayenin bu aşağılık saldırısını birleşik militan bir direnişle, kitlesel bir grevle boşa çıkartmalıdırlar!
Ohal'e, diktatörlüğe ve başkanlığa hayır!
Grev yasaklarını parçalayalım!
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz!

Sınıf Savaşı
20.01.2017



7 Kasım 2016 Pazartesi

RCIT'nin Ilk Uluslararası Kongresi

RCIT'nin Ilk Uluslararası Kongresi

RCIT Ulusal Sekreterlik raporu, 03.11.2016, www.thecommunists.net



Devrimci Komünist Uluslararası Yapilanma (RCIT) 2016 29/30 Ekim hafta sonu ilk Uluslararasi Kongresini düzenlendi. Bu Kongreye, Pakistan, Sri Lanka, İsrail / İşgal Filistin, Türkiye, Yemen, Tunus, Brezilya, Meksika, Venezuela, Aotearoa / Yeni Zelanda, İngiltere, Almanya ve Avusturya ülkeleri katildi.

Kongre gündemindeki en önemli madde RCIT yeni manifestosu tartışılması ve olasi degisikliklerin kabulü idi. Bu manifesto, 2012 yilinda yayimlanmis olan RCIT programinin devami, tasdiki ve güncellenmesinden olusuyor. Bu degisiklikler ve güncellemeler, son dört yilda dünya üzerinde olusan sinif savasindan alinan tecrübeler ve dersler dahilinde yapildi.

Buna ek olarak kadin özgürlükleri hakkindaki belgeler üzerinde ve RCIT nin 2017 yilindaki sürdürecegi örgütsel perspektifleri üzerinde tartisildi. Bu bakis acilari dahilinde delegeler, Uluslararasi Yürütme Komitesininde önerisiyle, 2017 sonu daha uzun ve detayli olarak ikinci Uluslararasi Kongrenin yapilmasini dogruladi.

Kongremiz ayrica Sinif Savasi'ni (eski ismiyle Dördüncü Block) RCIT nin Türkiyedeki kolu olarak selamladi. Ayrica delegeler RCIT'nin simdiye kadarki Uluslararasi Yürütme Komitesi tarafindan kabul edilen gecici Tüzügünü dogruladi. Kongre yeni bir Uluslararası Yürütme Komitesi seçilmesi ile sona erdi. Bu komite kongrenin ilk oturumunda yeni bir sekreterlikte sececektir.

Ilk Uluslararasi RCIT kongresi, son derece basarili siyasi ve örgütsel ilerleme ile dönemi kapatti. 2011 yilinda bu ülkede baslangicta bir avuc olan, daha sonra dünya genelinde, toplam 13 ülkede kollari ve aktivistleri olan demokratik merkeziyetci yorulmak bilmez bir örgüt haline geldik. Yoldaslarimizla birlikte gelecek dönemlere olumlu bakacak ve bu devrimci partiyi ileriye tasiyabilecek iyimserlik icin bir cok nedenlerimiz var.

6 Kasım 2016 Pazar

Tutuklatılan HDP lideri ve Milletvekilleri

 derhal serbest bırakılsın!
Tüm siyasi tutuklular için özgürlük! Kürdistana kendi ulusal kaderini tayin hakkı! Erdoğan polis devleti Kahrolsun!
Sınıf Savaşı (RCIT Türkiye kolu): http://sinif-savasi.blogspot.com

Başkanı Selahattin Demirtaş ve Yönetim Kurulu Başkanı Figen Yüksekdağ da dahil olmak üzere, 3 ve 4 Kasım gecesi, Türk devleti, Halkların Demokratik Partisi (HDP, Halkların Demokratik Partisi) 11 üyesini tutukladı. HDP, kürt halki ile ve genel olarak işçi sınıfının en ileri ve en radikal katmanları ile yakın bağlantılari nedeniyle, Erdoganin polis devleti icin bir hedef olmustur. Mayıs ayında bu yıl, Türk parlamentosunun neredeyse tüm HDP milletvekili dokunulmazlığı kaldırıldı.
Sinif Savasi (RCIT nin Türkiyedeki kolu), Türk devletinin siyasi özgürlüklere, demokratik haklara ve Kürt halkina karsi yapmis oldugu, ve yapacak oldugu bu saldirilari kiniyor. Genel olarak konuşursak, onlar diktatör Erdogan polis devletinin siyasi düşmanlarına karşı olusturulan dairenin bir parçasıdır.
Biz HDP yi sol reformist ve kücük burjuva partisi olarak degerlendiriyoruz. Bu devrimci partinin gölgesi bile, Türkiye devletinin demokratik haklarini mezara gömmeye yeter. Fakat HDP yi siyasi olarak elestirmemize ragmen, HDP üyelerini ve sempatizanlarini gercek Teröristlere karsi - Türk devleti - savunuyoruz.
Irak ve Suriyeye bombalamak isteyen Emperyalist devletlere bomba üslerini sunan, yaklasik son yüz yil icinde yüzlerce Kürt ve eylemcileri öldüren ve iskence eden, cok yakin zamanda terörist Israil devletiyle diplomatik iliskiler icerisine giren, Kürt halkinin özgürlük mücadelesine engel olmak icin Suriyenin kuzeyi ve Iragi isgal eden Türk devletinin, HDP yi "Terörist" ilan etmesi sacma !
HDP ile zayif baglantisi olan PKK, Türkiye devleti ve bati Emperyalist devletlerince "Terörist Kurulus" olarak görülüyor. Kücük-burjuva ve milliyetci PKK'yi, bu suclamalara karsi, kosulsuz olarak savunuyoruz, cünkü Kürt halkinin özgürlük savasi icin dogmus bir yapidir. Fakat belirtmek isteriz ki, PKK nin sürdürmüs oldugu gerilla taktiklerine ve bireysel bombalama stratejilerine karsiyiz. Bizim istedigimiz sey, isci sinifi, kent yosullari ve ciftcilerin toplu mücadelesidir
Devrimciler olarak biliyoruz ki, bölgedeki en büyük terörist kurulus, milyonlarca insanin ölümüne imza atmis emperyalist NATO birligidir. Türkiye 1952 den beri, nerdeyse bu terörist birligin kuruldugu tarihten beri, bu birligin bir üyesidir. Sinif Savasi olarak NATO askerlerinin ülkemizden derhal cekilmesi ve sinir disi edilmesini istiyoruz.
Erdogan, Türkiyede cikan büyük zorluklara karsi bir "Yatistirma" politikasi yürütüyor, bu yüzden de siyasi muhaliflerini hapse atmaktan hic cekinmiyor. Bu ise bir güc degil, aksine zayifliktir. Ilerde Türkiyede olacak karisikliklar icin hazirlikli olmak önemlidir. Siyasi durumlarin istikrarsizligi göz önüne alindiginda, devrimcilerin iscileri ve ezilenleri organize etmek adina, göstermis oldugu bütün cabalar meyvesini verecektir.
Sınıf Savaşı kurtuluş mücadelesinde Kürt halkı ile birlikte omuz omuza duracak. Devrimcilerin, birlesik bir cephe kurulmasi ve devrimci savasin sürekliligi icin, HDP ile birlikte yürümeleri ve onlarin mevcut potansiyellerini kazanmalari cok önemlidir.
Temel görevimiz, yapilan haksizliklara karsi isci sinifini cok uluslu devrimci bir Parti catisinda toplamak. Su an gerekli olan sey, Kürt halkinin demokratik haklarinin ellerinden alinmasina karsi toplu protestolar ve grevler yapmaktir.


Kurtuluş Devrimdedir!
Özgürlük savaşan işçilerle gelecek!